Çocukluk Arkadaşım

Bayramdan bayrama görür oldum onu. Küçükken az mı oyun oynamamıştık beraber. Çok tatlıydı. Çok hırçındı. Çok inatçıydı. Arkadaşımdı. Onu da bırakırdı ailesi dedesinin yanına. Beni de. Ailelerimizden yoksun olmaktan mıdır bilmem, hüzünlüydük ikimiz de. Çocuksu halimizle. Kavga da ederdik. Ben ondan büyüktüm. Çocukluk hırsıyla bir iki kere de sert kavgalarımız olmuştu. Ama severdim. O yaşta anlamasam da severdim. Şimdi 20 yaşlarında olmalı. Gözlerinde hep kocaman hüzün…

Babasını kaybedeli 3-4 yıl kadar oluyor herhalde. Ne kadar da üzülmüştür. Babası yahu. Mustafa Abi. Çok temiz kalpliydi. Bu tabir çok kullanılır oldu belki ama; kullanılacaksa onun için kullanılmalı. İyiler erken gidiyor galiba. Kalın gözlük camlarının arkasından baksa da hayata; ne gerisindeydi yaşamın ne de kıyısında. Tam ortasındaydı. Neşeliydi. Candı. Canandı. Babasıyla çok iyi anlaşırdı canım kardeşim. Kardeşim dedim de. Küçükken sitem ederdim boyuma bakmadan Tanrı’ya. Benim neden bir kardeşim yok diye. Olsaydı onun gibi deli dolu olmasını isterdim. Çok küçüktük. Yaşımızdan fazlaydı hüzünler. O yaşta anlamasam da severdim. Şimdi 20 yaşlarında olmalı. Gözlerinde hep kocaman hüzün…

Döverdi dedesi. Bir bu eksikti dedirtircesine kadere. Annesini pek sevmezdi. Haklı gerekçeleri vardı kendince. Ne yalan söyleyeyim ben de sevmezdim. O da döver miydi kızını bilmiyorum. Babaannesini çok severdi. Onu tek kollayan oydu. Babasından gayrı. Babası öleli 3-4 yıl oluyordur herhalde. Ne yapar şimdi, kime sığınır çocukluk arkadaşım. İyi ki amcası var. O da olmasa. Limana sığınmadan yapabilir mi gemiler, zalim fırtınalarda ?

En son yine bir bayramda gördüm onu. Tek başına geldi bize. Ev misafirle dolup taştı. Beni ilgilendiren gözlerindeki hüzündü. Ne zaman ağlayacak derken, bir espri patlatıyordu. Aynı delilik. Tıpkı çocukluğunda olduğu gibi. Tıpkı çocukluğumda olduğu gibi. O yaşta anlamasam da severdim. Şimdi 20 yaşlarında olmalı. Gözlerinde hep kocaman hüzün…

0 karalama: