Sevgi ve Aşk Üzerine Haykırışlar !

Seni Seviyorum

Bu cümle aynı zamanda bir sorudur. Seni Seviyorum derken siz karşı tarafa da soruyorsunuzdur.

"Beni de seviyor musun?"

Yanıt gecikince ya da "Ben de" gibi cevaplar alınınca üzülürsünüz veya kızarsınız. Oysa duymak istediğiniz "Bende seni seviyorum" ya da "Ben de seni çok seviyorum" dur. Ama neden böyledir? Böyle gelmiştir de böyle gitmek zorunda mıdır? Yani bu cümlenin altındaki gizli soru hep olmalı mıdır? Bilmiyorum. Benim itirazım var. İsteyen, istediği zaman ve istediği şekilde söyleyebilmeli. Böylesi hem daha güzel olur hem de daha anlamlı. Yanılıyor muyum?

***

Sevgi mi Mantık mı ?

Bir ilişkiye başlamadan önce mantık/sevgi ya da mantık/aşk; ikilemlerine düştüğünüz oldu mu? Yoksa siz de ikisi de diyenlerden misiniz? (sevgi+mantık= mutluluk? ) Peki ama ya ikisi olmazsa? Hangisini seçerdiniz? Sanırım günümüzde çoğu insan mantığı seçiyor. Sevginin uzun ömürlü olmayışı belki; ya da gittikçe artan maddiyat dünyası bizleri de maddeci hale mi getirdi?

Sanırm bu iki konu çok eski münazara konularındandır. İki taraf da çok sağlam fikirler atabilir ortaya. Ama gene de karar size kalmış. Birgün bu ikileme düşerseniz ne yapmanız gerekli? Bunu bilecek tabi ki yalnızca sizlersiniz. Danışacağınız yer kalbiniz ve beyniniz. Ama ne olursa ben hep sevgi kazansın isterim. Sevgi kazansın.
(sevgi: 1 mantık: 0 ...dk 90+3)

***

Bay Doğru ve Bayan... ?

"Yaşayacağım farklı birşey kalmadı. Artık herşey aynı gidecek" derken, karşınıza birinin çıkıvermesi ve sizi şaşırtmasına ne demeli? Biten her ilişkinin ardından aşka tövbe edip, gene de onsuz olamayışımıza. Aşk bir gıda mıdır? Peki ya her yemekten sonra bir daha yemeyeceğim diyenler var mıdır? Bilmezler mi ki onlar bir süre sonra illaki acıkacaklar? Aşk da bir acıkma ve belki susama hali değilse nedir? O zaman boşuna tövbe etmeyelim! Belli ki birgün acılar geçecek. Gene koşacağız bir yabancının şevkat dolu kollarına. Sonra belki o ilişki ya da evlilik sosuza dek mutlu sürecek.Gökten kafalarımıza elma yağarken; boy boy çocuklarımız olacak. Ya da diğer ilişkiler gibi bitecek. Gene tövbeler, ağlamalar, yeminler... gene unutma evresi, gene yabancı kollar, gene şevkat ve elmalar... Sonsuz döngü... Ta ki doğru kişiyi bulana kadar... (ya da birinin doğru kişi olduğuna kendimizi ikna edene kadar)

***

Anlatamama Hali

Herşey anlatılmaz ve ben bunu bazılarına anlatamıyorum! (garip bir cümle oldu farkındayım...) Elma örneğin. Bir ısırık alın. Alın alın. Neler hissettiniz?

a) Sert
b) Sulu
c) Tatlı
d) Ekşimtrak
e) Hepiciği

Ama bunlar değil. Bir elmadan aldıklarınız "sadece" bunlar değildir. O tad nasıl anlatılabilir ki? İşte dediğime geliyoruz. Herşey anlatılamaz! Herşeyin bir tanımı olmadığı gibi/olmak zorunda olmadığı gibi, kelimelere de dökülemez...

Hadi o zaman yağmur sonrası toprak kokusunu anlatın bana...
Ya da yeni doğmuş bir tayın yürümeye çalışmasını ve sizde uyandırdığı hisleri...
Bunları geçtim anneliği, baba olmayı anlatabilir misiniz?
Ya askerliği, üniversite dostluklarınızı, lise aşklarınızı...
Peki bayram telaşlarınızı... ?

Anlatamazsınız biliyorum. Çünkü herşey anlatılmaz. Bazı şeyler yaşanır. Bazen büyük bir gururla, bazen gözyaşlarıyla ve bazen de kahkahalarla gülerek. Ama sadece yaşanır. Anlatılmaz...

Çünkü ANLATILAMAZ..!

Emre C.

0 karalama: