Ruhumun Kristal Kırılganlığı


Ruhumun krsital gibi çok kırılgan oılduğu dışarıdan bu kadar belli oluyor mu? Belli olsa bile ben nasıl oluyor da hep onu kırabileceklerle tanışıyorum. Ne kadar salağım ya da salak taklidi yapıyorum. Belki de birilerinin dediği gibi bu acıdan, devamlı ''kırılma - tamir etme'', halinden besleniyorum. Olabilir mi?

***

Yanımda o vardı geçen gün. İnanılmaz öyle deği mi? Kabul ediyorum abartma huyum var. Ama onun yanında nefes alıyor olmak bile ne büyük şans benim için. Bugün de buluşsaydık onun gözlerine bakıp bir kaç şey söylemeyi düşünüyordum. Günlerdir prova falan yapıyordum. Bayramda şiir okuyacak çocuklar gibi heyecanlanlıydım. Kim bilir, sözleri de unutacaktım belki de. Ona bir şiirimde şöyle demiştim. Seninle susmak bile güzeldi. Ama geçen gün konuştuk. Nelerden konuştuğumuzun bir önemi yok. Havadan sudan işte. Hem yanımızda başkası da vardı. Zaten ben çağırdığım için değil, tesadüf oraya uğrayacağı için karşılaştık. Ben çağırdığımda gelmedi! Ya gerçekten çok yoğundu, ya da benimle görüşmek istemiyordu. Bir önemi yok artık. Ben dün ona gitme, yani bu şehirden ayrılma ki; son bir kez daha görüşelim demiştim. Ama gitmiş... olsun...

Geçen sefer öyle uzun uzadıya bir sohbet olmadı. Ne konuştunuz derseniz zorlanırım anlatmakta. Ben onunla ilgileniyordum o sırada. Kimse farketmese de ona bakıyordum. Gözlerine... Yüzüne... Saçlarına... Gülümsemesine...

Gözleri gerçekten bal rengiymiş. Tam da tahmin ettiğim gibi. Şöyle düşündüm. Dünyanın en değerli arıları gece gündüz en nadide yerleri dolaşmışlar, yüzyıllarca uğraşmışlar ve onun gözleri oluvermiş. 2 tane bal rengi göz. Benim için dünyanın en güzel gözleri...Yüzü ay gibi parlaktı. Hava karardıkça aydınladı etrafımız. Ona bakamaz oldum bir süre sonra. Korku, heyecan ve tutku birbirine girmişti. Korkum o yüze bir ömür boyu bakma isteği doğmasındandı...(imkansızdı biliyordum)!

İmkan olsaydı o akşam onun okyanus koyusu saçlarında boğulmak isterdim. Ya da yaşamak o saçların kokusuyla sonsuza dek. Gerçek olamayacak kadar güzel geliyordu bana herşeyi.

***

Gözlerinin içine bakarak ''seni seviyorum'' demeyi çok isterdim. Bazı şeyler için geç kalmış sayılmam ama senin için bu cümlenin bir önemi olduğunu zannetmiyorum. Nereden bildiğimin bir önemi yok. Aslında gitmiş olman bile bir gösterge buna. İsteseydin kalırdın. Oysa ki ''Gitme'' demiş olmama rağmen gittin. Sen bilirsin...

***

Bu şehirde sevdiğim başka şeyler de var. Bizzat şehrin kendisine de aşığım. Ama buraya senin için gelmiştim. Bunu anlamak için daha zamanın var sanırım. Anladığın zaman buralarda olmayabilirim. Ya da olabilirim de. Zaman gösterecek... Sesin tahmin ettiğim gibi. Yumuşacık. İnsan saatlerce dinleyebilir o sesi. Gerçi ben daha çok konuştum ama duyduklarım bana yeter. Zaten büyük umutlarla gelmemiştim buraya. Büyük umutlar beslemeyi, elimdeki balonu gökyüzüne uçurduğum gün bırakmıştım. Umutsuz yaşanmaz ama yaşanıyor da. İşte böyleydi. Seni bir kez olsun görmek yetmişken sen bana sohbet imkanını bahşetmiştin. Bu büyük lütufla beni dünyanın en mutlu insanı yaptın, billmelisin.

***

Bu şehirde bir şeyler var. İnsanı aşka davet eden. Nasıl oluyor da buraya geldim geleli aşk düşünüyorum? Boşuna şarkılar bestelenmemiş, şiirler yazılmamış bu kent için. Ama evimi de özledim. Bu da bambaşka bir duygu. Burayı seviyorum ama gitmem de gerek. Aileme, odama, kitaplarıma ve asıl şehrime dönmem gerek. Her geliş - gidişimden sonra biraz daha büyümüş olarak dönüyorum. Gene öğrendiklerim var. Tekrarlamayacağım şeyler, aldığım minik kararlarım var. Dualarım daha samimi, daha içten. Gözyaşlarım daha kuru. Rüyalarımsa daha berrak..

***

Sen bilirsin. Eğlenmek için gitmiş olabilirsin oraya. Biz de eğlenebilirdik. Bakma böyle duygusal yazılar yazdığıma. Komik ve eğlenceli biri olduğumu az çok biliyorsun. O halde neden gittin? Neden!? Şart mıydı gitmen? Burada canın sıkılıyorsa işte bak ben geldim. Kimsenin sevmediği kadar sevmeye, özlemediği kadar özlemeye hazırdım üstelik. Neyimi beğenmedin? Neydi iten seni? Ya da bambaşka birşey mi? Mecbur muydun? Çok soru sordum. Cevaplarını alamasam da olsun. Demiştim ya: Seninle susmak bile güzeldi...ya o akşamdan sonra ???
...
..
.

Seninle susmak bile güzeldi
Susup oturmak
Kalkmak yürümek


Seninle konuşmak da güzeldi
Gözlerinin içine bakmak
Bir kez daha hayran olmak

Seninle sadece olmak güzeldi

Çünkü..

Sen güzeldin
Ben güzeldim
Şehir bir başka güzeldi...

_________________________

Dip Not: Bu yazı eski bir yazıdır. Arşivimi kurcalarken rastladım. O dönemde yayımlamamam gerekliydi. Fakat herşey çok değişti. Artık bir mahzuru yok. Bu yazı, hiçbir şekilde şuanki duygularımı yansıtmamaktadır. Belirtmek istedim sevgiyle kalın...Yeni yazılarım sırada...

2 karalama:

ferkul dedi ki...

usta bir kalem

Emre C. dedi ki...

Teşekkür ederim... Onurlandırdınız...sevgi ve saygılarımla...