Hüzünlü Pasta

Neden bugün bana her gün üzerine basıp geçtiğim merdivenler hüzünlü gözüktü?
Islak oldukları için mi? Sanmam.
Ya da yürüdüğüm yollar, aştığım patikalar, çıktığım yamaçlar...
Hadi hepsini geçtim de geçen uçağa ne demeli ? O niye duygusal katsayımı arttırdı?

***

Bugün 20 Kasım. Bundan 25 sene önce (galiba), serin bir akşamüstü dünyaya gelmişim. Benim doğumumda elektriklerin gitmesi acaba bir işaret miydi ? Doğmasam olur muydu? Peki sonra neden geldi? Niye ya ???

Allah öyle istemiş besbelli. Konu mu dolanıyor yoksa dolanan dilim mi ? Aslında yol boyunca omzumdan hiç inmeyen büyük hüznümü anlatmak istiyordum. Ama bazı zamanlarda olduğu gibi gene anlatmakta zorlanacağım.

İnsan her yaşadığını anlatamaz ki!
O anı yaşıyor olmak lazımdır.
Hissetmek.

Ama gün boyu rahatsız etmişti bu hüzün beni. Yazmasam çatlayacakmışım. (çatlamak? birazdan açıklar belki.)

İçim içime sığmadı iş yerinde. Nasıl da yoğundu bugün anlatamam. Aslında anlatmasam daha iyi, yoksa bu yazı günlük moduna girebilir. Hiç istemem öyle olsun!
Ne olsun? Bu yazının bi türü olsun. Deneme diye kaydetmeyi düşünüyorum ama gerçek deneme yazarları alınabilir. Ne diyelim? Ne diyelim?
Hüzünlü Bir Yazı..nasıl? Bence uygun. Fevkalade hatta..

Buraya kadar yeterince saçmalamışken biraz duralım. Düşünelim...

***

Her yılbaşı ya da doğumgünlerinden sonra kararlar alırız ya, ben de aldım bugün. Geçen yılbaşında, doğumgünümde, bir önceki yılbaşında ve bilimum diğer önemli gün ve haftalarda. Ertesi gün bozmak adetim ise hiç değişmedi. Kararlar alındı. Ertesi güne külleri kaldı. Peh!

Bu sefer alınan kararlar dile gelmedi pek. Düşünülmedi. Alınmıştı. Yaşayıp göreceğim ne kararlar aldığımı. Bu yüzden biliyorum ki onlar gerçekten kalıcı.
Ne gibi kararlar?

Aslında büyük değil bence hiçbiri. Ufak ufak cila vuracağım kendime. Bir usta edasıyla süreceğim cila pastasını en kusurlu duygularıma. Duygusuzlaştırmak değil bu! Onarmak, tamir etmek belki. Herkes yapar aslında bunu. Farkında olur ya da olmaz...

Bugün doğum günüm. Yeni hayatımın da ilk günü. Yeni hayatımda bu deliliğim, çocuksu halim ve duygusal yanım gitmez, kalır. Ne inatçıdır onlar.(kendimden biliyorum)
Gitmesinler de... Belki bu halimden bir tek ben memnunum ama olsun varsın.

Yazının sanki yavaş yavaş sonlarına geliyor gibiyim. Hiç cümle kalmadı havaya savurmak istediğim. Çok hüzün dolu bir yazı yazmak isterken, adeta hüznümü dağıtan bir yaz oldu. Belki de daha güzel oldu.

Doğum günümü kutlayan, kutlamayan herkesin canı sağolsun...

***

Emre C.

Dip Not: Bu yazıyı 20 Kasım'da kaleme almıştım. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle bugün yayımlayabiliyorum. Taptaze ve birbirinden güzel yazılarım geliyor. Eve en sonunda internet bağlattım. Bir dahaki yazıda görüşmek dileğiyle...


1 karalama:

stAnLEy dedi ki...

dogum gunun kutlu olsun kanka tekrardan yazini da cok begendim bu arada