Seviyorum Seni



İsrail'in yardım gemilerini vurduğu haberiyle güne başlamıştım. İşyerinde devamlı bu haberi takip ediyorum. (hala..) Fakat şimdilik o konuyla ilgili bir yazı değil bu.


Ben ise işim gücüm arasında biraz şiir okuma ihtiyacı duydum. (nedense) Sonra Nazım Hikmet'in Seviyorum Seni şiirini okudum. Bir kez daha çarpıldım. Tokat gibi bir şiir. Yüreğime atom bombası gibi düştü. Hemen çıktısını alıp eşime götürdüm. Ona kendi şiirlerimi ve yazılarımı götürürdüm zamansız. İlk defa başka bir şairin yazısını götürdüm ona. İçim biraz buruk verdim elimdeki beyaz kağıdı. Çünkü o satırlar benim değildi. Nazım Hikmet sevdiği kadına yazmıştı onları. Ama şiirler yazıldıktan sonra herkesindir (öyle midir?yoksa şiirler yazana/yazılana mı aittir sadece?) mantığı güderek vermek istedim. O da okusun istedim. Oradaki cümleler benim değildi ama ben söylüyormuşum gibi hissetsin istedim. Teşekkür ederken bana: ''Ama o kelimeler bana ait değil, keşke bu kadar güzel yazabilseydim'' dedim. ''Olsun senin yazdıkların benim için en güzelleri'' dedi. Mutlu oldum birden. Şiirlerimi/yazılarımı bir kişi bile beğeniyor olsa (ki o kişi dünyalara bedel) yeter bana. Ama en başta ben kendimle konuşmak için yazmaya başlamamış mıydım? Yani en temelde ben kendim için yazıyordum. Başkalarının beğenileri bir ''ekstra'' idi benim için...


Yazmak çok güzel. Şiir yazmak bambaşka bir sanat. Çünkü şiir, yazı gibi değil. Ayrı bir ritmi/melodisi var. Ama elimden geldiğince şiir yazmayı da seviyorum. Biliyorum ki öğrenmem gereken pek çok şey var yazı ve şiire, ya da edebiyata, dair. Ama yılmıyorum. Okuyorum, deniyorum... Olmayınca tekrar okuyorum. Biraz biraz oldukça mutlu oluyorum. En iyisi olacağım diye bir iddiam yok. Ama ''sade'' olmak gibi bir kaygım var. Lafın özü yazmayı ve yazarken kelimlerin arasında nefes almayı seviyorum. Aslında ben yaşamayı seviyorum. Seviyorum...

Emre C.

ve o şiiri de verelim:

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi

Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi

İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi

Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

Nazım Hikmet Ran

Not: Resim şuradan...


0 karalama: