Bin Parçaya Bölündüm - Ruhumu Gördüm

Bin parçaya bölünüyorum rüyalarımda. Son bir haftadır çok garip rüyalar görüyorum. Net bir konusu yok. Olmasını istediğimden de emin değilim gerçi...

***


Küçük bir çocukken rüyalarım benim için çok önemliydi. Bambaşka dünyaları gezerdim rüyalarımda. Hayal gücüm her zaman çok gelişmiştir. İlginç, ütopik hatta bazen saçma hayallerim vardır. Konumuz şu an hayallerim değil ama bu geniş hayal kurma gücümün rüyalarımı da etkilediğini düşünüyorum.


Çocukken bazı rüyalarım, macera filmlerini aratmayacak nitelikteydi. Ben o rüyanın ve filmin baş kahramanı olarak günü kurtarıyor ve çok mutlu oluyordum. Fakat sabahları bir okul gününe uyanmak o denli sıkıcı oluyordu. Çünkü Türk Eğitim Sistemi sıkıcıdır. Ezberci midir bilmiyorum ama sıkıcı olduğu kesin. O sıkıcı çocukluk yıllarını atlatmak için Rabbime bol bol dua ederdim. Okulda sizi cezbedecek
ne bir ders ne de bir konu vardır. Sadece eve dönmek için saatleri sayarsınız. O son zil çalınca, sırtınızdaki ağır çanta bir oraya bir buraya savrulurken, büyük bir coşkuyla eve koşarsınız. Hele ki günlerden Cuma ise bambaşka bir mutluluktur bu. Bir çok büyümüş (acaba?) insanın çocukluğuna bu kadar özlem duymasının altında bu saf ve coşkulu mutluluğu tekrar yakalayamayacakları korkusu yatar. Korkusu diyorum çünkü o mutluluğu yakalamak sanıldığı kadar zor değildir. İstemek yeterlidir bence...

***


Son günlerde garip bir o kadar da yorucu rüyalar görüyorum. Belli bir konusu yok. Ama beni çok yoruyorlar. Örneğin bir rüyamda bin parçaya bölünüyorum. Her bir parçamı kontrol ve idare etmek zorundayım. Her yapılacak işin belli bir saati var. Her bir iş, saatinde yapılmalı. Her bir parça ayrı bir işi yapıyor. Hiç bir iş birbirine benzemiyor. Her biriyle ilgilenmek zorundayım. Hem de tam vaktinde. Ne önce ne sonra. Ne geçmişte ne de gelecekte. O işler, her bir parçanın ''şimdi''sinde olmalı. Çok karışık. Çok zor. O rüyanın sonlarına doğru bazı parçalarımı birilerine devretmeye başlıyorum. İşler gene yürüyor. Bana sadece en öz parçamı kontrol etmek düşüyor. Ruhumu. Onu veremeyeceğimi biliyorum. Her şey kontrol altında gibi olduğu bir ''an'' da rüyadan uyanıyorum. Çok yorgun, bitkin, mutsuz ve çaresiz olarak.


Başka bir rüyamda bin parçaya bölünmüyorum ama yapılacak belli işler var. Devamlı zihnime bombardıman yapılıyor. Şu yapılacak, bu yapılacak, bu yapılmalı, bu yapılmamalı gibi. Ama gene saatinde olmalı her iş. Tek parça halinde her işe yetişmeye çalışıyorum. Bu daha zor geliyor. Gene aynı son. İşler biraz oturunca uyanıyorum. Çok yorgun, bitkin, mutsuz ve çaresiz olarak.


Uyanınca rüyanın etksinden kurtulamıyorum. Ağzım kupkuru oluyor. Aynaya bakıyorum.
Saçlarım darmadağın. Lavobaya gidip yüzümü yıkıyorum. Rüyayı unutmaya başladıkça kendime geliyorum. Hayata dönüyorum. Nefes alıyorum. Tekrar yaşıyorum. Bir daha böyle rüyalar görmek istemiyorum. Korktuğumdan değil, sadece istemediğimden. Beni yorgun, bitkin, mutsuz ve çaresiz kıldıklarından. Sadece istemiyorum...

***


Yazmak bana iyi geliyor. Bunları yazmak, düşünmekten daha iyi geldi örneğin. Bir kişi bile okusa yeterli benim için. O bir kişi içinden üzülme stres altındayken böyle rüyalar görmen normal dese yeterli. Sahiden stres altında mıyım? O yüzden mi bu gördüğüm rüyalar? Ne yapmalıyım? Gene mi zaman ? Peki o zaman.


Emre C.

03/08/2010
09:51
Eskişehir


Not: Resim şuradan...

2 karalama:

cadı dedi ki...

sadece yazıya dayanarak böyle bir yorumda bulunmak pek doğru değil ama yine de söylemek istedim,zihnin fazlasıyla dolu bence.yatarken birşey düşünmeden uyumaya çalışmak belki fayda sağlayabilir;) umarım:)

Emre C. dedi ki...

Düşünmeden yatabilseydim belki evet bu rüyaları görmezdim. Ama yoğun bir iş temposu beraberinde stresi de getiriyor. Düşünmemek ne mümkün .)