Cuma, Nisan 04, 2008

Nazlı Bir Şehri Özlemek


Yoruldum.

Düşünmekten yorulmak! Bu nasıl bi'şey ki böyle? Yoruldum ama, biliyorum. Kafamın içinde binlerce kelime. Kimi kırık dökük, kimi eski püskü. Kimisi ağlak, kimisi zırlak...

"patlak çatlak

yusyuvarlak

kremalı börek

sütlü çörek"

Bir ara sevmekten yorulmuştum. Heh sanki o konuyu hallettim, kapattım da şimdi de düşünmekten yoruluyorum. Breh breh breh! Ne düşündüğümün, daha doğrusu neler düşündüğümün pek bir önemi yok aslında. Yaptıkları tek şey, kovanın içindeki arılar gibi beynimin içinde vınlamaları. Keşke bilgisayarlara yaptığımız gibi beynimize de format atabilsek. Tatil böyle bir şey aslında değil mi? Bir rahatlama, bir dinlenme. Ama benim beynimin tatile çıktığı pek görülmemiş bir olgu. Çok özenirim az düşünen insanlara. Gıpta etmenin Türkçe 'deki manası neyse odur benim kitabımda onlara duyduğum özlem...

Özledim.

Kızıyor olabilirsiniz bu daldan dala atlayışıma ama ne yapayım, beynimin çalışma yöntemi bu. Elimde değil...

Neyi mi özledim?

İzmir'i özledim bir kere efendim. Kordonu, Karşıyaka'yı, Bostanlıyı tüm semtlerini tek tek özledim. Alsancak'ta arkadaşımla; Cami Durağında örneğin veya Sevinç Pastanesi'nde buluşmayı özledim. Sonra deniz kenarına inip, deli gibi esen rüzgarda uçmayı özledim. Yok olmayı, var olmayı. Esmeyi özledim. Üşümeyi...

Neyi özledim? Bornova'da ders çıkışı sıcak poğaça yemeği özledim. Cam masalar, karşınızda-yanınızda sevdiğiniz bir arkadaş ya da arkadaşlar. Mis gibi kokan büyük bardak çay. Alabildiğine kaşarla dolu sıcacık poğaçalar. Yetmezse daha ye, daha da ye. Ama sizin o anı yiyesiniz gelir. Bu durumu ancak böyle anlatabilirim. O anı yemek! Yiyeyim yutayım ki hep benimle olsun o an ve içindekiler, demektir bu...

Neyi özledim? Kampüste saçma sapan dolaşmayı belki. Çimleri, çimlerdeki gençleri, o havayı, o keşmekeşi...

Neyi özledim? Karşıyaka'dan vapura binip de Alsancak'ta ya da Konakta inmeyi. Martılar kovalasın mı o vapuru? Siz de onlara simit atsanız mı? Atsanız ya! Bunu özledim. Hala kulağımdaki çığlıklarını...

Neyi özledim? Canım sıkıldığında tek başıma deniz kenarına gitmeyi. Sonra sıkıntıdan arınmış eve dönmeyi. Dönebilmeyi...

Neyi özledim? Dost sohbetlerini. Ama gerçek dost sohbetlerini. Öyle yalancıktan değil haa! Sahici. Hani o Bornova'da yediğiniz poğaçalar gibi. Sıcacık ve yumuşacık. Aynen böyle işte. Onlarla gülmeyi özledim. Gülerken yok olmayı, var olmayı.

Neyi özledim? Oradaki canımı, Ablamı özledim. Dostlarımı, havasını, suyunu özledim.

Neyi mi özledim? Daha da anlamadıysanız ne deyim ki artık!!!

Nazlı'mı

Nazlı şehrimi..

İzmir'i Özledim.

İzmir'i..

Çok özledim..

Çok..

Saygılarımla,

Emre C.

 

Hiç yorum yok: