Salı, Haziran 26, 2012

Teoman Müziği Neden Bıraktın?

Teoman'ın bir şarkısı vardı. Neydi o? Bir bar taburesinde geçiyordu hani. Neyse ne. ''Barmen bir şarap verir misin bana'' diyorum. Derhal bir bardak geliyor önüme. Barmen uyuz. Ben gıcık. Bar ise galiba biraz soğuk. Paltomu getirin diye bağırıyorum.
Getiriyorlar.
Giyiyorum.
Etrafıma şöyle bir bakıyorum. Tek paltolu benim galiba. Yanlış anlaşılmasın ''paltolu'' derken...(palto da neymiş yaa? Tekrarla bak: pal to- pal to ..to pal to pal oluyor bir süre sonra) Yani bu kadar üşüyen bir tek benim anlamında. Anlatamadım mı? Kaçıncı kadeh bu içtiğim? Keşke tabureyle de bu kadar fazla dönmeseydim. Midem bulanıyor. Karşımda ayna var. Yo hayır klişeleri sevmiyorum. Görüntümle dertleşmeyeceğim. Barmenle ise asla! E peki kimle konuşacağım kardeşim ben?

***

Şarabın tadı fena değilmiş. İlk defa içmeme rağmen tadı tanıdık geliyor. Tabiiki tanıdık gelecek ''üzüm'' ulan içindeki diyorum kendi kendime. Görüntümle konuşmasam da yine kendimle konuşacağım galiba. (Eskici baba aylar oldu. Senin yüzünden kendimle konuşuyorum. Alacağın olsun da vereceğin olmasın...)

''Tövbe tövbe. İçmek haram yahu! Benim ne işim var barda?'' diye hayıflanıyorum. Ama cevap veren (tabii ki) kimse olmuyor. Kafamı toplayamıyorum. Kendimi Albert Camus' un ''yabancı''sı gibi hissediyorum. Duygularımı nerede düşürdüysem artık..? Bu kadar içiyorum ama hesap çok tuzlu gelmese bari diye geçiriyorum içimden. Sonra bana geçirmesinler...

Hayır o değil de gerçekten az param var çünkü maaşımın bir kısmıyla (dayanamayıp) kitap aldım. Okuyorum kabul. Okuyorsam alacağım. Orası da tamam. Bunda da anlaştık. Ama hocam ben niye okuyorum? Bir de takıntılarım var. Herkesi ve her kitabı da okumuyorum. Belirlediklerim var. Uzunca bir liste. Liste kabarık. Liste pahalı. (listede çok isim var, anladık uzatma!) Fakat benim vaktim. Vakit var ya vakit. Hani en değerlimiz. Hani ... (Galiba durmam gerek, çok içtim diye düşünüyorum. Baksanıza gereksiz tekrarlara giriyorum) Vaktim az ve değerli hakikaten. Peki bu insanlar bu kadar kitabı ne zaman okumuş? Ben çok mu geç başladım yarışa? Millet ortaokulda ''Sefiller'' okuyordu. Ben ise ''Ökkeş Serisi'' ve ''Afacan Beşler'' peşindeydim. Sonra masallar, hikayeler... Fantastik ve tuhaf hikayeleri ise pek bir seviyordum.

***

En sonunda dayanamayıp bir sigara yakıyorum. İlk içime çekince; birden ve hızlıca, başım döner gibi oluyor. Ama sonra zihnim aydınlanıyor. Kafamda bir şiir beliriyor. Gri ceketimin sol yan cebindeki küçük not defterini çıkarıp şiirimi yazıyorum. (Dur burada. Durdum. Bir soru soracağım. Sor: ''Sen şiir yazmasan dünya dönmeyecek mi?'' Birazdan cevap veririm belki. Bakalım...) Şiir zihnimdeyken daha çok hoşuma gitmişti. Şimdi ise gitmiyor. Silmiyorum da. Belki de bu defterde yüzyıllarca kalacak. Diğerleri gibi. İlk şiirimi 130 yıl önce yazmıştım dün gibi hatırlıyorum. (Kaç yaşında yazdığımı söylersem yaşım ortaya çıkar. Pışık yemezler...) Fransadaydım o yıllar. Şiirim de Fransızcaydı. Şimdi bazen çıkarıp okuyorum. İnanır mısınız tek kelime anlamıyorum. Kendi yazdığım şiire el olmuşum haberim yok. Aslında tam olarak okumak da denmez. Bakıyorum diyelim.

***

''Bakıyorum da çok dertlisiniz'' diyor en nihayetinde barmen efendi. ''Yoo'' diyorum. Haydi buyur burdan yak. E anlat işte derdin neyse barmene belki rahatlarsın. Fakat derdim ne onu da bilmiyorum. Bilsem belki anlatırdım. Tam bir dert değil ama sıkıcı hayatıma anlam katacak bir hikayenin peşindeyim. Onu da bana bu barmen veremez diye düşünüyorum. Benim gerçekten sıkı bir hikaye bulmam lazım. Gözüm barmenin saatine ilişiyor. Kordonu renkli, spor bir saat. Ben ise ne zaman spor saat alacağım diye alışverişe çıksam da; hep klasik bir saat almış oluyorum. Barmen bardakları temizlerken kalkıyorum. Paltomu isteyecek oluyorum ama neden sonra sırtımda olduğunu anımsıyorum. Neyse ki hesap çok kabarık değil ve nihayet sokaktayım.

***

Sarhoş değilim, bu konuda anlaşalım. Üç beş kadeh içtim ve sanırım bir paket sigara içmişim. İlk açık büfeden sigara almalıyım diye düşünüyorum. Çünkü açık havada... (Yahu açıklama yapmak zorunda mıyım? Canım sigara istedi. Neyi açıklıyorum ki, açık hava bilmemne) Kafam güzel ve Teoman geliyor aklıma kaldırım taşlarına basmadan yürümeye çalışırken. Neden bıraktı ki müziği? Lisedeyken çok severdim ben onu. (Yukarıda ilk şiirimi 130 yıl önce yazdım dedim. Lisedeyken Teoman dinlerdim diyorum Saçma olmadı mı? Oldu.) Keşke bırakmasaydı diye düşünürken çıktığım barın önüne geliyorum. Ama ben bu yöne çıkmıştım. Sonra sola döndüm. Sonra tekrar mı sola döndüm? Sonra tekrar sola döndüysem? Bu dönüşler beni yüzde yüz aynı sokağa çıkarmaz ama bir ihtimal çıkarmış olmalı ki sonuç ortada. Arabam neredeydi? Gerçekten şu an bunu düşünecek durumda değilim. Hemen bir taksi çağırıyorum. Taksinin beni yalnızlığıma bu kadar hızlı götürmesi gücüme gidiyor. Apartmanın önündeki çöpleri eşeleyen kedileri def edip en üst kata kadar merdivenleri kullanarak çıkıyorum. Üşenmeden tek tek basamakları sayıyorum. Son saydığımdan bir fazla çıkıyor. Kapının önünde bir süre durup, geriye doğru bakıyorum. Of hiç halim yok tekrar inip saymak için. Zaten bir seferinde bir eksik çıkmıştı. Durum berabere o zaman.
***

Duştan sonra elime listemdeki kitaplardan birini alıyorum. Yüz küsür sayfa. Başlarda sıkıyor ama sonra biraz biraz seviyorum. Sonuna doğru göz kapaklarım ağırlaşıyor. Bu ince kitabı bu gece bitirseydim keşke. Ama olmuyor. Uyku galip geliyor. Ben ise yenilgiye dünden razıyım. Böylesine yenilgilere can kurban.
Uykuyu seviyorum.
Uyuyorum...

Not: Nasıl ki Teoman müziği bıraktı diye dünya durmadıysa, ben de şiir yazmasam dünya durmaz. Duramaz. (istese de)

Emre C.

Bir Adamın Sıkıcı ve Uzun Hikayesi
(Hayatımı Yazsam Roman Olmaz)