Pazartesi, Eylül 03, 2012

Biz Ne Kadar Sabırlı Milletiz

Söze başlamak zor. Çünkü kafam çok karışık. Tıpkı ülkemin içinde bulunduğu durum gibi....
***

Bu ülkeyi hepimiz seviyoruz. Gerçekten vatanımız cennet. Ama nedense şu topraklardan kan kokusu bir türlü uzaklaşmadı. Yanılmıyorsam son üç-dört aydır her gün Şehit haberleri alıyoruz. Yüreklerimiz dağlanıyor. Ben de dahil çoğumuzun psikolojisi bozuldu. Ben bu duruma bir de 17 ağustos depreminde düşmüştüm. O enkazların altında kalan insanları izlemek beni çok üzmüştü. Şimdi şer odaklı güçler ülkemizi bir enkaza çevirmeye  çalışıyor. Aslında sorun sadece ülkemizle de alakalı değil. Ortadoğu yanıyor. Arap baharı tüm bu  coğrafyayı sardı. Bu bahardan etkilenmeyen iki ülke kaldı bu coğrafyada. Türkiye ve İran. Oynanan oyunlarla bu iki ülke de ateşe çekilmeye çalışılıyor. Bu yangın nasıl dinecek? Kim söndürecek? Yoksa tamamen yanıp kül olmasını mı izleyecek tüm dünya?

***

Ülkemizi seven vatandaşlarız biz. Vergimizi veren, elektrik-su-doğalgaz borçlarını gününü aksatmadan ödemeye çalışan, devletine saygılı milletine bağlı, Ramazanda orucunu tutan, el açana yardım eden, yoksulları gözeten, ağlayanla ağlayan, gülenle gülen bir toplumuz. Irk olarak bahsetmiyorum. Toplum olarak bahsediyorum. Türkiyede yaşayan insanlardan. Yeri geldiğinde esip gürleriz, yer geldiğinde süt dökmüş kedi gibi oluruz. İstisnaları getirmeyin aklınıza. Toplumu genel olarak düşünmeye çalışın. Biz öyle bir toplumuz ki kızdığımızda dağları eritiriz. Denizleri dökeriz uzaya. Dünyayı sallarız. Ama yeter ki el ele verlim. Gönül - gönüle olalım. Yeter ki isteyelim...

Son yıllarda yapılan ve yapılmaya çalışılan en önemli çalışmalardan biri içimizdeki bu isteği, bu ateşi söndürmeye yönelik. Birileri toplum olarak bizi tembelleştirmeye çalışıyor. Çünkü biliyorlar istersek neler başardığımızı. Bilinçaltımıza işlendi yıllardır. Biz yapamayız, biz edemeyiz.  Hayır! Nasıl yapamazmışız, nasıl başaramazmışız? Şanlı tarihimize bir baksınlar neler başardığımızı görürler. Görürüz...

***

Zor günlerden geçiyoruz. Diyeceksiniz; toplum olarak ne zaman kolay günümüz oldu ki? Ama bu toprakların üzerinde oturmak kolay değil ! Madem ele geçirmişiz buraları, bunun da bir vergisi olacak. Biz o vergiyi kanla, gözyaşıyla, Mehmetlerimizle ödedik, ödüyoruz. Anadolu ve Orta doğu  öyle topraklar ki; üzerinde savaş eksik olmamış. Tüm zamanlarda bu topraklarda savaşlar olmuş, olacaktır da. Çünkü yeryüzündeki cennet buralar. İklimi, yer altı ve yer üstü kaynakları, denizleri, ırmakları, gölleri kısacası herşeyiyle cennet. O- yüzdendir ki herkes ele geçirmeye çalışmış. Ele geçiremese de hakimiyet kurmaya çalışmış. Günümüzde olanlara da bu perspektiften bakmakta yarar var.

***

Benim gücüme giden başka bir konu daha var. Demiştim ya bizler iyi vatandaşlarız diye. Çünkü vergimizi veririz, oğlumuzu askere davullu zurnalı göndeririz, az maaşa yetinir, evmizde isyan ederiz. Çalmadan, çırpmadan, devlete dil uzatmadan yaşayıp gideriz. Ama faturanın günü geçince ceza-faiz yeriz, kredi kartı borcunu  ödemezsek eve haciz gelir ve belki hapislere düşeriz. Askerde yok yere tokat yeriz, komutanlar bize böcek kadar bile değer vermez, ezerler de ezerler. Aldığımız zamlar enflasyonda eriyip gider. Kimileri banka hortumlar, biri birine kitap atar, kriz olur, faturasını biz öderiz. Her gün şehit haberleri alırız. Ya da oğlumuzu, damadımızı,  babamızı şehit veririz. Vatan sağolsun deriz, içimize ağlarız. Ama birileri alenen terör örgütünün propagandasını yapar, gider bayramda sarılır bir şey olmaz.  Dağda binlerce askerimizi şehit eden teröristler affedilir, iş verilir. Benim gencim KPSS' den puan alacağım diye dershanelerde çürür, heba olur. Doğuda elektrik parası ödemezler, bizden alırlar. Gene ses etmeyiz. Yahu biz ne kadar sabırlı milletmişiz böyle? Biz ne cefakar, ne vefakar milletiz. İşte ben bu yüzden seviyorum ülkemi, insanlarından ötürü.

Çok sabırılyızdır biz. Ne savaşlar, ne yokluklar, ne felakatler gördük, atlattık. Ama sabrımız taştı mı, e bir de taştı mı o zaman durmasın kimse önümüzde !!! Çünkü taşan ırmaklar gibi önümüze katanı alıp gideriz. Yunanı nasıl denize dökmüştük hatırlasana? Ya Çanakkale destanı? İnönü? Kurtuluş Savaşını unuttun mu?  Sanıyorlar ki bu millet uyudu. Kıvama geldi. Ensesine vururuz, ekmeğini alırız. Tamam belki ekmeğimizi de alabilirler. Ama birileri Doğu-Güneydoğu Anadolumuza  Devlet kuracakmış. Bayrak dikecekmiş. İşte artık o noktada bıçak kemiğe dayanır. Çünkü Vatan Toprağı kutsaldır. Çünkü o toprak kanla, gözyaşlarıyla alınmış ve korunmuştur. Şimdi bir iki çapulcuya bırakılmayacak kadar değerlidir. Öyle değerlidir ki; Vatan Toprağı Namustur. Ve biz namusumuza asla dil uzattırmayız. Uzatılan dilleri keser kemerimize takarız.

Zaman öyle bir zaman ki dostlar; bıçak kemiğe dayanmak üzere ve bentler titriyor önümüzde. Taşmak üzereyiz. Eğer taşarsak bu sel tüm ortadoğuya taşar. Tarih yeniden yazılır, sınırlar yeniden çizilir...

Saygılarımla,

Emre C.

Hiç yorum yok: